Hata mesajı

Dosya oluşturulamadı.

KAMU EMEKÇİLERİNİN FİŞLENMESİ KABUL EDİLEMEZ!

Darbe Fırsata Çevriliyor!

15 Temmuz darbe girişimden bu yana üniversitelerden belediyelere kadar tüm kamu kurumlarında kamu emekçilerine yönelik tam bir cadı avına dönüşen, hukukun ve insan haklarının askıya alındığı bir saldırı dalgası yaşanmaktadır. Darbe fırsata çevrilererek emekçilerin iş güvencesi dâhil tüm hukuki haklarının gasp edildiği, sorgusuz sualsiz görevden almaların yaşandığı, hukukun en temel ilkelerinden masumiyet karinesinin görmezden gelindiği bir baskıyla yüz yüze kalınmaktadır.

Gerçek Sorumlulardan Değil Emekçilerden Hesap Soruluyor!

İktidarı döneminde “ne istediler de vermedik” dedikleri İslamcı bir cemaati devletin tüm olanaklarıyla besleyip büyüterek kendilerini “Millet ve Allah affetsin” söylemiyle Allaha havale edenler, tüm bu yaşanan darbe sürecinin sorumluluğunu kamu emekçilerine havale ediyorlar. Tam bir suçluluk psikolojisi ile emekçilere saldıranlar, önce 15 yıllık iktidarları döneminde bu ve benzeri cemaatlere verdikleri desteklerin hesabını hukuken mahkemeler önünde versinler. Bu hususta siyasi sorumluğun kimde olduğu da kamuoyunun malumudur.

Anketler Emekçileri Fişlemeye Yöneliktir!

Her gün bir başka kamu kurumunda gerçekleşen fişlemeye yönelik anketlerden bir yenisi de örgütlü olduğumuz İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kurumları İZSU ve ESHOT’ta yaşanmaktadır. Söz konusu ankette, personele FETÖ/PDY bağlantılı olduğu iddia edilen sağlık ve eğitim-öğretim kuruluşları, öğrenci yurtları, vakıf ve dernekler, sendikalar, bankalar ve yüksek öğretim kuruluşları bir tablo halinde sunularak eş ve çocukları dâhil bunlarla bağlantılarının bulunup bulunmadığı sorulmaktadır. Ayrıca ankette sosyal medya hesaplarından darbe lehine paylaşım yapılıp yapılmadığı da sorulmuştur.

OHAL uygulamaları kapsamında gerçekleştirildiği belirtilen bu anketin kamu emekçilerine yönelik bir fişleme çalışması olduğu açıktır. Masumiyet karinesinin, suçun ve cezanın şahsiliği ilkesinin yok sayıldığı bir ankettir. Hâlihazırda hukuku askıya alan KHK’lar nedeniyle emekçilerin bu anketleri doldurmak zorunda kalmaları anketin bir fişleme olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.

Dün Kendileri Açtılar, Bugün Hesabını Bizden Soruyorlar!

Zamanında devlet ricalinin tam kadro katılımıyla açılan, Devlet Kurumlarında yükselmek için bir şekilde ilişkili olmanın teşvik edildiği ve hükümetler nezdinde makbul sayılan söz konusu kuruluşlara ilişkin bir bağlantı sorgulanacaksa bu sorgulama en tepeden başlamalıdır. Binlerce kurum ve kuruluşun hangi cemaatin, çevrenin vb. hizmetinde, denetiminde olduğunu bilmek ve buna göre ilişki kurmak yurttaşların değil, ilgili devlet kurumlarının görev ve sorumluğundadır.

Herhangi bir kurumda bir kişinin kendisi, çocukları veya eşi okuduğu, sağlık hizmeti aldığı, çalıştığı, yurdunda kaldığı, bankasına para yatırdığı, vakfından burs aldığı için suçlu ilan edilemez, fişlenip hedef haline getirilemez. Bunlar bir delil olamaz, hukukta esas olan belli bir suçla olan somut bağlantının varlığıdır. Kardeşi darbecilik iddiasıyla yargılanan AKP Genel Başkan Yardımcısı hükümet yetkililerince haklı olarak suçun ve cezanın şahsiliği ilkesi kapsamında savunulurken, emekçilerin aileleriyle birlikte topyekun fişlenip potansiyel suçlu muamelesi görmesi kabul edilemez bir çifte standart örneğidir.

OHAL’e ve Cemaatlere Karşı Laik, Sosyal, Demokratik Bir Ülkeyi İnşa Edelim!

Anayasa’da belirtilen laik, sosyal hukuk devleti ilkesi gereği ücretsiz ve nitelikli bir şekilde vermesi gereken eğitim, sağlık, yurt ve karşılıksız burslar gibi kamu hizmetlerini cemaatlere havale ederek yurttaşları bunların insafına terk eden hükümetler şimdi de niye bunlara gittin diye emekçilerden hesap sormaya kalkıyor. Bu hususta yapılması gereken devleti yeni cemaatlerle doldurmak değil laikliğe, hukukun üstünlüğüne sahip çıkarak OHAL’i değil demokrasiyi inşa etmektir.

Ayrıca, söz konusu anket ve benzeri uygulamalar “komisyon kurulsun, biz de görev almaya hazırız” diyen kimi yandaş sendikaların da maalesef buna çanak tutmasıyla, herkesin herkesten şüphe ettiği, jurnalciliğin, birbirini ihbar etmelerin, herhangi bir bilgi ve belgeye dayanmayan ispiyonculuğun olağan hale geldiği bir çalışma ortamına neden olacaktır. Bu nedenle tüm kurumlarda bu anket ve benzeri uygulamalara derhal son verilmelidir.

Kamu Emekçileri İş Güvencesini ve Demokrasiyi Savunmaya Devam Edecektir!

12 Eylül faşist darbesinin yasaklamalarına karşı kurulmuş ve bu uğurda bedeller ödeyen, tarihi darbelerle mücadeleyle dolu Tüm Bel Sen ve KESK olarak bugüne kadar emekçilerin özlük ve ekonomik çıkarlarının yanı sıra başta iş güvencesi olmak üzere kazanılmış bütün haklarının korunması ve geliştirilmesinin yolu olan  laik, demokratik, sosyal ve  hukuk devletinin inşa edilmesini, barış içinde bir arada yaşamayı  ve bütün emekçilerin birleşik  mücadelesini savunduk. Bundan sonra da emeğe, iş güvencesine ve demokrasiye yönelik her türlü saldırıya karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Tüm üyelerimizin, kamu emekçilerinin ve kamuoyunun bilgisine sunarız.

Saygılarımızla

 

TÜM BEL-SEN İZMİR 1 NOLU ŞUBE