KESK İZMİR ŞUBELER PLATFORMU: TALEPLER YASAL, HAKLI TALEPLERDİR!
27.06.2014
BASINA ve KAMUOYUNA
Konfederasyonumuz KESK’e bağlı TÜM BEL-SEN kurulduğu günden bu yana fiili-meşru mücadele çizgisiyle yerel yönetimlerdeki kamu emekçileri adına ilk toplu sözleşmeyi imzalamış ve hakların yasalara girmesi adına hukuki zeminde somut kazanımlar edinmiş öncü bir sendikadır. Bu mücadelenin önemli bir parçası da İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki kamu emekçilerinin yıllardan bu yana yürüttüğü mücadele ve bu temeldeki toplu sözleşme kazanımıdır. Hâlihazırda TÜM BEL-SEN ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yeni bir toplu sözleşme süreci yaşanmaktadır.
Talepler emekçilerin kendi talepleridir…
Bu süreçte TÜM BEL-SEN demokratik ve katılımcı bir yöntem izlemiş, işyerlerinde görüşmeler yapmış, üyesi olsun olmasın tüm kamu emekçilerinden TİS sürecine ilişkin talep, görüş ve öneri formları toplamış bu talepler doğrultusunda bir TİS taslağı hazırlamıştır. Belediyedeki emekçilerin temel taleplerinden biri olan ulaşım hakkına ilişkin 2000 civarında imza toplanmış yine bir o kadar da kreş ve emzirme odalarının oluşturulması talepli imzalar toplanmıştır. İşyerlerinden toplanan formlar ile Belediyedeki emekçilerin yaşadığı temel sorunlar tespit edilerek çözüm önerileri ortaya konulmuştur. Yani şu an ortaya konulan talepler öyle sendikanın masa başında oluşturduğu talepler değil işyerlerinde her bir kamu emekçisinin emeği ve katkısı ile oluşturulmuş somut sorunlara yönelik taleplerdir.
Üç yıldır herhangi bir iyileştirme almayan İBB emekçiler özetle; mevcut sosyal denge ödemelerinin devam ettirilerek, yemek, ulaşım ve kreş sorunlarının çözülmesini, uzun süreli tedavi gerektiren hastalıklarda yapılan kesintilerin kaldırılmasını, işyerlerindeki baskı ve mobbinge karşı kurum içinde mobbing masası kurularak önlem alınmasını, iş güvenliği ve sağlığı konusunda idarenin üzerine düşen yasal sorumluluğu yerine getirmesini ve Belediyenin sosyal ve kültürel olanaklarından makul şartlarda yararlanabilmeyi talep ediyor.
Toplu sözleşme görüşmesinde Sendika sorumlu ve sağduyulu yaklaşmıştır.
Toplu sözleşme görüşmelerinde sendika bu talepler çerçevesinde emekçilerin mağdur olmaması için iyi niyetli, sağduyulu ve sorumlu bir yaklaşım sergilemiş ancak aynı ciddiyeti ve sorumlu yaklaşımı işveren heyetinde görememiştir.
İşveren belediyemizdeki kamu emekçilerinin ulaşım ve yemek başta olmak üzere acil sorunlarını karşılamaktan uzak bir teklif sunmuştur. Herhangi bir iyileştirme içermeyen teklif ile sorunların çözümünü ihale süreçleri, yeni hizmet binalarının yapılması, mevcut binaların iyileştirilmesi vb gibi belirsiz zamanlara havale etmiştir.
Bu noktada kamu emekçileri sürekli Gezi’ye atıfta bulunan işverene Gezi’den öğrendikleri ile yanıt veriyor. İşyerinde forumlar düzenleyerek, emek ve dayanışma sofraları kurarak, ulaşım hakkı için sivil itaatsizlik yaparak, sosyal medyayı kullanarak, iş bırakma eylemi yapma hakkını kullanarak yanıt veriyor.
Emekçiler görmezden geliniyor.
Buna karşın aldıkları yanıt AKP iktidarının Gezi’ye verdiği yanıttan farksızdır. Gezi’nin yıldönümünde “Gezi Türkiye'ye üç şeyi öğretti: Onurlu yaşam hakkına saygıyı, dinlemeyi ve uzlaşmayı. Artık bu yoldan dönüş olmaz” diye tweet atanlar, emekçilerin karşısına sosyal denge ödemelerinden kesinti yapmayı önerdikleri güvenlik emekçilerini çıkarıyor. Emekçiyi emekçilerle karşı karşıya getiriyor… Emekçilerin sendikal örgütlenme hakkının ayrılmaz parçası olan iş bırakma hakkına karşı kamu emekçilerinin mücadeleleri ile hukuken de geçersiz kıldığı “memurun toplu eylem yapma hakkı, iş bırakma hakkı yok” kıvamındaki emek karşıtı gerici ezberi tekrarlıyor… Sermaye temsilcilerine ardına kadar açık olan kapılar, emekçilere ve onların temsilcileri olan sendikalara kapatılıyor. Emekçilerin iş bırakma eylemi yapma hakkı gasp ediliyor, talepleri için sendikal çalışma yapma hakları zor kullanılarak engelleniyor.
Sendikal örgütlenme ve eylem yapma hakkı zorla ihlal edilmiştir.
Dün Konfederasyonumuz KESK’in yanı sıra DİSK ve TMMOB temsilcileri ile birlikte birçok demokratik kitle örgütü temsilcilerinin destek vermiş olduğu iş bırakma eylemine yönelik olarak işverenin sergilediği engelleyici ve provakatif tutum sendikal örgütlenme ve çalışma hakkının açık bir ihlalidir ve hiçbir gerekçe ile kabul edilemez. Emekçileri kendi işyerlerine sokmamak, onlara karşı zor kullanmak emekten yana sosyal belediyecilik iddiasında bir yönetim anlayışıyla taban tabana zıt bir durumdur. AKP iktidarının iş güvenliğini ortadan kaldırmaya dönük son torba yasada ve Şişecam Grevine yönelik erteleme kararında ortaya koyduğu emekçi düşmanı tutumdan farksız bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu tutumu KESK olarak en güçlü şekilde kınıyor karşısında olacağımızı belirtiyoruz.
“Ya sev ya terk et”çi tavır anti-demokratiktir.
İBB yönetimi ayrıca "daha iyisini veren varsa oraya gitsinler" diyerek emekçilere "ya sev ya terk et" ikilemini dayatıyor... Emekçilerin taleplerine yönelik olarak ise “Yasal olarak verme şansımız yok” diyor.
Öncelikle, emekçilere yönelik “ya sev ya terk et”çi tutumun “Gezi dinlemeyi ve uzlaşmayı öğretti ve bu yoldan dönüş olmaz” diyen tutumla ne kadar bağdaştığını kamuoyunun takdirine sunuyoruz.
Talepler yasaldır, haklı taleplerdir.
Ayrıca “yasal olarak verme şansımız yok” söylemi en iyi ihtimalle eksik bir bilgilendirmenin sonucudur. Emekçilerin taleplerine ilişkin hukuki dayanaklar ve hâlihazırdaki uygulamalar örnek olarak defalarca sunulmasına karşın hala emekçilerin taleplerinin yasal olmadığında ısrar eden bunları görmezden gelen bir anlayışla karşı karşıyayız. Hukuku özgürlükçü ve emekten yana sosyal bir şekilde yorumlamaktan ısrarla kaçınılıyor…
4688 Sayılı Kanun’un Geçici 14. maddesi kapsamında emekçilerin aldığı mevcut sosyal denge ödemeleri 2015 yılı sonuna kadar tavan olarak değerlendirilebilmektedir. Bu tutar verilmeye devam edilip diğer sorunlar çözüldüğünde bu doğal bir iyileştirme olacaktır. Ücrette mevzuata aykırı bir ayrıca iyileştirme zaten talep edilmemektedir. Yemek hakkına ilişkin hâlihazırda gerek 657 Sayılı kanun, gerekse ilgili yönetmelik çerçevesinde sorunun çözülmesi mümkündür. Bugün birçok devlet kurumu ve belediyede bu sorun ya yemekhane açarak ya makul ölçüler içerisinde yaklaşık maliyeti tespit edilecek bir yemek kartı uygulaması ile çözülebilmektedir. Ulaşım sorunu alınacak bir Meclis Kararı ile emekçilere verilecek ulaşım kartlarıyla çözülebilir – ki hâlihazırda bu kapsamda alınmış ancak memur ve sözleşmeli personel için de uygulanabilecekken uygulanmayan bir Meclis Kararı mevcuttur-. Bu yöntem ülkemizin birçok şehir ve ilçe belediyelerinde hâlihazırda uygulanmakta olup bu noktada herhangi bir kamu zararı oluşmayacağına ilişkin Sayıştay Kararları bulunmaktadır. Ücretsiz kreş talebi Gebe veya Emzikli Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Tüzük"e göre "Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur" maddesi gereğince zaten karşılanmalıdır.
Kaldı ki 4668 Sayılı Yasa da dâhil olmak üzere bahse konu yönetmelik ve tüzükler kamu emekçileri açısından sorunlu ve birçok eksiklikleri olan emek karşıtı hükümler içeren bir yapıya sahiptir. Bunların emekçilerin insanca bir yaşam ve çalışma şartları talebi doğrultusunda değiştirilmesi için mücadele etmek KESK’in ilkeleri arasındadır.
Ancak İBB yönetimi bugün AKP iktidarının gerici bir anlayışla şekillendirmeye çalıştığı bu mevzuatın dahi gerisinde bir söylem üretmektedir. Bu noktada, İBB’nin hukuki değerlendirmesindeki eksiklikleri gidermek üzere Konfederasyonumuz ve Sendikamız hukuk büroları ve uzmanlarının istenildiği takdirde gerekli desteği sunabileceğini ifade etmek isteriz.
Talepler karşılanmalı, sorun diyalog ile çözülmelidir.
Süreci bu noktaya getiren emekçilerin taleplerini ciddiye almayan, adeta savsaklayan yaklaşımdır… Buna rağmen hiçbir şey için geç değildir… Emekçiler taleplerinin arkasındadır. Talepler İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin karşılayabileceği meşru, haklı ve yasal mevzuata uygun taleplerdir. Bu hususta sorunun çözümü için gösterilecek irade, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin emeğe, demokrasiye ve özgürlüklere ilişkin yaklaşımını da ortaya koyacaktır.
Bu çerçevede Konfederasyonumuz KESK’in belediye emekçilerinin yanında olduğunu belirtiyor, sorunun diyalog ile çözümü için İBB idaresini göreve çağırıyoruz. Tüm emekten yana duyarlı kamuoyunu da bu mücadeleye destek vermeye ve dayanışmaya davet ediyoruz.
KESK İZMİR ŞUBELER PLATFORMU
