Taleplerimizin Takipçisiyiz! TİS Sürecine Dair Bilgilendirme!
14 Nisan’da İzmir Büyükşehir Belediyesi ve yetkili sendika arasında imzalanan toplu sözleşme emekçiler açısında kelimenin tam anlamıyla hüsrandır. Ama ortada bir sürpriz yoktur.
Böyle bir toplu sözleşme imzalanması için masada işverenin karşısında bir sendikanın oturmasına lüzum yoktur. Nitekim imzalanan sözleşme işverenin karşısında bir sendika olmaksızın, tek başına da çıkarabileceği de bir metindir. Ama burada da sürpriz ve yeni bir şey yoktur. Çünkü bu sene imzalanan metin ile geçtiğimiz sene imzalanan metin neredeyse aynıdır.
Geçtiğimiz sene artık alışılageldiği üzere önce “zafer” diye sunup sonra “kandırıldık” dedikleri sözleşme metnine bu sene de imza atanlar, yine ve yeniden imza attıkları sözleşmeyi “zafer” olarak sunmuşlardır.
Zaten akıbeti çok daha önceden belli olan toplu sözleşmenin daha erken bir tarihte değil de, 14 Nisan tarihinde imzalanması emekçilerin tepkilerini sindirme çabasının ürünüdür.
Gözle görülür, elle tutulur bir mücadele dahi vermeksizin, emekçiler nezdinde toplu sözleşmeyi gündemsizleştirmeksizin, aksine onlardan habersiz bu şartları kabul edenlerin, işverenin kendi karşılarına koydukları kadük çözümlere razı olanların tek kaygısı yetki konusundaki kendi küçük iktidarlarını sürdürmektir.
Sözün özü; Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarında hizmet üreten kamu emekçilerinin yakıcılaşan taleplerinin yer almadığı sözleşme Büyükşehir idaresinin inisiyatifinde gerçeklemiş, emekçilerden ise yetkili sendika eliyle son ana kadar gizli tutulmuştur.
Bizlerin yıllardır somut bir mücadele ile eylemli bir biçimde haykırdığımız “Yemek-Ulaşım-Kreş” talepleri konusunda bu sözleşme sürecinde yetkili sendika herhangi bir mücadele örmediği gibi, işverene karşı bir mücadeleye girişenlere teessüf etmiştir. Bu taleplerin gerçekleşmesi için idarenin vaatlerinden medet umulur hale gelinmiştir.
-
TİS süreci “ulaşım ve kreş” bahsinin dahi açılmadığı bir şekilde sonuçlanmıştır.
-
Toplu sözleşme süreci kapalı kapılar ardında, emekçilerden uzakta sürdürülmüş ve bitirilmiştir.
-
TİS süreci “dayanışma aidatı sömürüdür” diyerek ortaya çıkanların dayanışma aidatını farklı bir yöntemle tedavüle sokmaları ile sonuçlanmış olması, "yetkili sendikanın" sendikal hak ve özgürlükler açısından oldukça sıkıntılı bir bakış açısı olduğunu göstermektedir. İmzalanan sözleşmeye göre sendikasız çalışma arkadaşlarımızdan her ay maaşlarından %1 oranında kesinti yapılacaktır.
-
TİS süreci “yemek” konusunda işverenin kendi bulduğu ve daha baştan sorun yaratmaya gebe, sorunlu bir çözümden medet umulması ile sonuçlanmıştır.
"Yemekhane çözümü” hali hazırda İtfaiye Dairesi Başkanlığı örneğinde olduğu gibi emekçilerin sorununu çözmekten uzaktır. Yemek konusundaki çözüm bellidir. İzmir’in 30 ilçesine dağılmış yüzlerce hizmet birimindeki binlerce arkadaşımızın yemek talebinin eşit ve hakkaniyetli bir biçimde karşılanması açısından ortada akılcı, gerçekçi, sürdürülebilir tek çözüm vardır; yemek kartı verilmesi. Bunu dile getirmeyen, herhangi bir metninde yer vermeyen, bunu başa yazmayanların bunu söküp alması elbette mümkün değildir. İşverenin sığındığı, yetkili sendikanın da kendi durumunu mazur göstermek için yaydığı yemek kartı uygulamasının önünde yasal engeller olduğu hurafesi ise gerçekleri yansıtmamaktadır. Konuya ilişkin yargı kararları ve mevcut uygulamalar aksini göstermektedir.
NE KADAR YALANSIZ
YAŞARSAK O KADAR İYİ !
Not: Ekte TİS süreci ve 1 Mayıs İşçi Bayramına ilişkin afiş ve bildirileri için bknz. https://wetransfer.com/downloads/690da9b419c1ffce4c85a052d283d6ca20170426084244/65e2d34bc5d5b342f1c397520643d98120170426084244/8b4732
TÜM BEL SEN İZMİR 1 NOLU ŞUBE
